• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Kartaltekin72
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905324466600
  • https://www.twitter.com/krtltkn
  • https://www.instagram.com/kartaltekinofficial
  • https://www.youtube.com/channel/UCb6cOGjcMh7kJOmCiCkltaA

Blog

ETKİLİ EBEVEYNLİK UYGULAMALARI NASIL MÜMKÜN OLABİLİR?

Ebeveynler, çocukların hayatında çok temel bir yer tutarlar. Bu önemli ilişki, anne ve babaların yanı sıra bakım veren kişileri de içerecektir. Doğumdan itibaren çocuklar, mutlu ve sağlıklı olmaları, iyi büyümeleri ve gelişmeleri için ihtiyaç duydukları bakımı sağlayan ebeveynlerine güvenme eğilimindedir. Ancak ebeveynler, bazen iyi ebeveynlik için ihtiyaç duydukları bilgi ve destekten yoksun olabilmektedirler. Bu kapsamda ebeveyn eğitimi oldukça önemli bir konudur.

Etkili Ebeveynlik Uygulamaları

Ebeveynlik birçok farklı biçim alır, sadece bazı ebeveynlik uygulamaları farklı aileler ve ortamlarda iyi çalışabilir. Yapılan çalışmalarda ebeveynlerin çocuklarının sağlıklı gelişimini destekleyebilecekleri şu temel yollar önerilmektedir:

  • Çocuğun liderliğini takip etmek
  • Öngörülebilir bir şekilde yanıt vermek
  • Sıcaklık ve hassasiyet gösterme
  • Rutinlere ve ev kurallarına sahip olmak
  • Kitapları paylaşmak ve çocuklarla konuşmak
  • Sağlık ve güvenliği desteklemek
  • Sertlik olmadan uygun disiplini kullanmak

Yayınlanmış araştırmalardaki bilgilere dayanarak, bu uygulamaları kullanan ebeveynler, çocuklarının sağlıklı kalmasına, güvende olmasına ve duygusal, davranışsal, bilişsel ve sosyal birçok alanda başarılı olmasına yardımcı olabilmektedirler.

Ebeveynlerin çeşitli ihtiyaçları vardır; tüm ebeveynler için tek bir yaklaşımı önermek doğru olmayacaktır. Ancak araştırmalar, bazı müdahale programları arasında başarılı olan birkaç faktör bulgulamıştır:

1) Hangi hizmetlerin kendilerine ve çocuklarına en çok fayda sağladığını belirlerken ebeveynlere eşit ortaklar gibi davranmak

2) Programların ailelerin özel ihtiyaçlarını karşıladığından emin olmak

3) Çoklu hizmet ihtiyacı olan ailelerin koordineli hizmetler almasını sağlamak

4) Ebeveynler için benzer koşullara sahip diğer ebeveynlerle bağlantı kurma ve onlardan destek alma fırsatları yaratmak

5) Ebeveynliğe ve sağlıklı çocuk gelişimine müdahale etmesini önlemek için travmayı ele almak

6) Programların farklı aile kültürlerine uygun olduğundan emin olmak

7) Babaları dahil etme çabalarını geliştirmek

Kaynakça: https://www.cdc.gov/ncbddd/childdevelopment/features/parenting-matters.html

Kitap: Parenting Matters: Supporting Parents of Children Ages 0-8

(https://evokulu.org/etkili-ebeveynlik-uygulamalari-nasil-mumkun-olabilir/ )

 

___________________________________________________________________

ÇOCUK PİKOLOJİSİ NEDİR VE NEDEN ÖNEMLİDİR?

Çocuğunuzu gelişirken tanımak, ebeveyn olmanın en ödüllendirici kısımlarından biri olabilir. Çocuğunuzun dünyayı nasıl gördüğünü öğrenmek, çocuğunuza yeni beceriler öğretmek ve büyük yeni duyguları ve değişiklikleri işlerken onlara rehberlik etmek, ebeveyn olmanın bir parçasıdır, ancak bu her zaman kolay değildir.

Çocuğunuz geliştikçe, doğumdan yetişkinliğe kadar ilerleyici gelişim aşamalarından geçer. Çevresel, genetik ve kültürel faktörlerin tümü, bir çocuğun gelişimini ve bir aşamadan diğerine ne kadar hızlı ilerlediklerini etkileyebilir. Çocukların yaşadıklarını sözel olarak açıklamaları zordur, duygularını analiz etmek bir yana. İşte burada çocuk psikolojisi size son derece önemli ve değerli bilgiler edinmenize yardımcı olabilir.

Çocuk psikolojisi nedir?

Çocuk psikolojisi, bilinçaltı ve bilinçli olarak çocukluk gelişimi çalışmasıdır. Çocuk psikologları, bir çocuğun zihinsel gelişimini anlamak için ebeveynleri, kendileri ve dünya ile nasıl etkileşime girdiğini gözlemler.

Çocuk psikolojisi neden önemlidir?    

Herkes çocuğunun sağlıklı bir gelişim göstermesini ister, ancak bir çocuğun davranışının normal gelişim evresinin bir belirtisi mi yoksa bir anormallik belirtisi mi olduğu her zaman net değildir. Çocuk psikologları bu farkı anlamanıza yardımcı olabilir. Bir çocuğun normal ve anormal psikolojik kalıplarını anlamak, ebeveynlerin çocuklarıyla en iyi nasıl iletişim kuracaklarını ve bağlantı kuracaklarını anlamalarına, çocuklarına duyguları yönetmek için başa çıkma mekanizmalarını öğretmelerine ve çocuklarının her yeni gelişim aşamasında ilerlemesine ve gelişmesine yardımcı olabilir.

Çocuk psikologları ayrıca anormal davranışları erkenden tespit edebilir, öğrenme sorunları, hiperaktivite veya kaygı gibi yaygın davranış sorunlarının kökenini tespit etmeye yardımcı olabilir ve çocukların erken çocukluk çağı travmasını atlatmasına yardımcı olabilir. Ayrıca otizm gibi gelişimsel gecikmeleri veya anormallikleri önlemeye, değerlendirmeye ve teşhis etmeye yardımcı olabilirler.

Çocuk psikolojisi, birkaç ana gelişim alanının etkileşimini inceler:

Bilişsel Gelişim

Çocukluktaki bilişsel gelişimin tıbbi anlayışı son yıllarda büyük ölçüde değişiklik göstermiştir. Artık yeni doğan bebeklerin bile çevrelerinin farkında olduklarını ve çevreleriyle ilgilendiklerini, onlar bunu ifade edecek dile sahip olmadan önce bile biliyoruz.

Bilişsel gelişim, bir çocuğun entelektüel öğrenme ve düşünce süreçlerini ifade eder. Çevrelerindeki dünyayı gözlemleme ve anlama, dil öğrenme, hafıza, karar verme, problem çözme, çocuğun hayal gücünü nasıl kullandığını ve çocuğun temel akıl yürütmeyi nasıl kullandığını içerir. Bu faktörlerin tümü, bir çocuğun genetiğinden ve çevresinden etkilenir.

Duygusal ve Sosyal Gelişim

Duygusal ve sosyal gelişim derinden ve iç içedir. Duygusal gelişim, çocuğun nasıl hissettiğini, anladığını ve duygularını nasıl ifade ettiğini ifade eder. Duygusal gelişim, çok küçük çocuklarda korku, neşe, öfke ve üzüntü gibi temel duyguların ifade edilmesiyle ifade edilir. Çocuk geliştikçe güven, umut, suçluluk ve gurur gibi daha karmaşık duygular ortaya çıkar. Duygusal gelişim aynı zamanda bir çocuğun empati yoluyla diğer insanların duygularını hissetme ve anlama yeteneğini de içerir. Duyguları uygun şekilde düzenlemeyi ve ifade etmeyi öğrenmek birçok çocuk için zordur. Çocukların duygularını erkenden anlamalarına yardımcı olmak, mevcut ve gelecekteki duygusal gelişim üzerinde güçlü bir etkiye sahip olabilir. Bir Çocuk Psikoloğu, çocuğunuzun duygularını sağlıklı ve olumlu bir şekilde anlamasına ve ifade etmesine yardımcı olabilir.

Duygusal gelişim, sosyal gelişimi oldukça bilgilendirir. Bu doğrudur, çünkü bir çocuğun hissetme, anlama ve duygularını ifade etme şekli, diğer insanlarla nasıl etkileşimde bulundukları üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir. Sosyal gelişim, çocuğun çevresindeki insanlarla ilişki kurmak için gerekli değerleri, farkındalığı ve sosyal becerileri nasıl geliştirdiği ile ilgilidir; ebeveynleri, akranları, otorite figürleri ve hayvanlar. Bir çocuğun erken dönem ilişkileri, yaşına uygun sosyal becerilerin gelişimi üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir. Güven, dostluk, çatışma yönetimi ve otoriteye saygı, sosyal gelişmenin örnekleridir.

Kaynakça:  https://www.wwmedgroup.com/blog/child-psychology/

(https://evokulu.org/cocuk-psikolojisi-nedir-ve-neden-onemlidir/)

__________________________________________________________________

Güvenli mi Bağlanma?

Güvenli bağlanma, bebek ve anne arasındaki sözsüz iletişimin oluşturduğu duygusal bağlantı ve güven duygusu ile sağlar. Bakım veren kişi, bebeğe dokunarak, göz teması kurarak ve ifade ettiği ihtiyaçlarını karşılayarak, “güvenli bir liman” konumunu alır. Böylelikle, bebek etrafı anlamlandırırken, her zaman dönüp sığınabileceği güvenli bir evi olduğunu bilir. İnsan yaşamının doğası gereği hayatımız bağlanmalar ve ayrılmalardan ibarettir. Bu dünyaya gözlerimizi açtığımız ilk zamandan itibaren ihtiyacımız olan en temel duygu ise güven duygusudur. Yaşamın ilk iki yılında anne ile çocuk arasındaki bağ ise yaşamın sonuna kadar bireyi ayakta tutabilecek bir güç olarak bilinir. Benlik algısının temeli ilk 7 yılda atılırken güvenli bağlanma ile hayatımızdaki ilk harcı almış oluruz. Anne-bebek bağlanması sosyal ilişkilerin başlangıç noktasını oluşturur ve gelecekteki ilişkiler için anahtar rolü oynar. Peki güvenli bağlanma bu kadar önemliyken, bağlanma gerçekleşmezse ne olur? Kritik noktaları var mıdır? Bağlanma gerçekleşmezse bunu nasıl anlarız? Gelin birlikte öğrenelim.

Güvenli bağlanma, çocukların kimlik oluşumu için oldukça önemlidir. Benlikleri tanıyabilmeleri, karakterini zarara uğratacak tehlikelerden koruması için güvenli bağlanma köprü görevini üstlenir. Anne ile güvenli bağ oluşturan bebek, ilk çocukluk zamanlarını ve ergenlik zamanlarını daha az kaygılı geçirirler. Güvenli bağlanan çocuklar, zorluklar karşısında ‘ben başa çıkabilirim’ inancına sahiptirler ve özgüvenleri daha yüksektir. Güvenli bağlanan çocuklar ayrıca sezgilerini kullanarak çevresini yönetmekte daha başarılı olurlar. Her bireyin ihtiyaçları vardır. Bebeklerin temel olarak ihtiyaçları, “ beslenme, sevgi ve güvenliktir.” bir bebeğin sağlıklı bir gelişim göstermesi için fiziksel ve duygusal ihtiyaçları karşılanmalıdır. Bu ihtiyaçların karşılanması sağlıklı bir güvenli bağlanma oluşmasına katkı sağlar.

Peki güvensiz bağlanma olursa neler olur?

Güvensiz bağlanan çocuklar daha çekingen, çevrelerine daha az ilgilidir. Bazı araştırmalara göre ise, güvenli bağlanan çocukların ilkokul zamanlarında daha çabuk arkadaş edindiklerinin, ders notlarının daha yüksek olduğunu, iş birliği içerisinde olduklarını tespit etmiştir. Güvensiz bağlanan çocukların ise, az arkadaşlarının olduğunu, akademik süreçlerde zorlandıklarını söylüyorlar.

Güvenli bağlanmanın sağlıksız olduğunu nasıl anlarız?

Durduk yere huzursuz bir şekilde mızmız hareketler ve ağlama nöbetleri oluyorsa, uyumak istemiyorsa, yemek yedirmekte zorluk çekiyorsanız, bebeğiniz emmeyi reddediyorsa güvenli bir bağın olmadığını söyleyebiliriz. Bununla birlikte, çocukluk dönemlerinde asi tavırlar, karşı gelmeler, yalan söylemeler, evden uzak durmak istemeler de yine anne ile çocuk arasında güvenli bir bağın olmadığının göstergelerindendir.

Peki güvenli bağlanmayı desteklemek, geliştirmek için neler yapılmalı?
  • Bebeğe, bakım veren kişi çok uzun ayrı kalmamalıdır.
  • Bebekleri / küçük çocukları ayrılıklara hazırlamak önemlidir. Örneğin, işe giderken bebekle konuşup, onu ayrılığa hazırlamak için; “Anne şimdi işe gidiyor, anneanne sana çok iyi bakacak. Ben işte seni düşüneceğim ve akşam yeniden buluşacağız” diyebilirsiniz.
  • Emzirme eylemi hem sıcak hem de bağ kurmak için en önemli zaman dilimidir. Annenin göğsünde bir taraftan fizyolojik ihtiyacını giderirken, bebeğin duygusal olarak annenin güzel sözlerine de ihtiyacı vardır. Bunun için sevgi sözlerinizi hiç ağzınızdan eksik etmeyin.
  • Evden çıkarken çocuğa görünmeden çıkmak, kaçmak, çocuğun size olan güvenini zedeler, güvensizlik duygularını pekiştirir ve ayrılığa tepkilerini artırır. Bu sebeple mutlaka çocuğa veda edilmelidir.
  • Beraber resim yapmak, oyun oynamak, masal okumak, sohbet etmek güvenli bağlanmanın güçlerinden sayılabilmektedir.
  • Bebeğin duygularına uygun şekilde karşılık vermeli ve bebek için ulaşılabilir olunmalıdır. Bebek korktuğunda, üzüldüğünde olduğu gibi, olumlu duygular yaşadığında da anne-babasının yanında olabileceğini bilmesi gerekir.
KAYNAK:

http://bebekruhsagligi.org.tr/kaynaklar-ve-baglantilar/aileler-icin-2/baglanma/

https://nptipmerkezi.com/bebeklerde-guvenli-baglanma

https://indigodergisi.com/2017/02/guvenli-baglanma-nedir-pedagoji/

https://www.hurriyet.com.tr/aile/guvenli-baglanma-nasil-gerceklesir-neden-onemlidir-430258

(https://evokulu.org/guvenli-mi-baglanma/)

 

___________________________________________________________________

İnternet Kullanımında Çocuk ve Aile İlişkisi

Günümüzde çocuklar, teknolojinin alabildiğine kullanıldığı bir dünyanın içerisine doğuyor. Artık çocuklar, yürümeye başlamadan önce iletişim araçlarını kullanmaya başlıyor. Bu da bir takım problemlere yol açmaktadır. Artık iletişim araçları çocuklarımızı etkisi altına almıştır. Onların tek eşlikçisi biz değiliz. İletişim araçlarının yaygınlaşması, kullanımının kolaylaşması ve ucuzlaması ile birlikte çocuklarımız internet dünyasında ve özellikle sosyal medyanın her mecrasında söz sahibi olmuşlardır. Sosyal medya kullanım yaşının gittikçe düştüğü bu zamanda ebeveynlerin çocuklarını zararlı olabilecek mecralardan uzak tutabilmesi için yapması gerekenler vardır.

Sosyal medya araçlarından çocukların zarar görmemeleri ve bilinçli kullanım sağlamaları için çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Ebeveynlerin çocuklara karşı genel tutumları onların sosyal medya kullanımını da etkileyebilmektedir. Sosyal medya sayesinde olumlu olumsuz birçok kaynak çocukların erişimine açık hale gelmektedir. Olumlu kullanımları halinde eğitim ve gelişim için çok faydalıyken, olumsuz içeriklere sahip kaynaklardan etkilenen çocuklar için ise sosyal medya kanalları dönüşü olmayan zararlar verebilmektedir.

Bir diğer önemli konu ise siber zorbalık dediğimiz sosyal medyada bulunan kötü niyetli kişiler tarafından çocukların korkutulması, utandırıcı unsurlara maruz kalması, sosyal medya hesaplarının ele geçirilmesi, virüs içerikli mail veya mesajlar göndermeleri vb. durumlardır. İnternet kullanımının çocuklar için risk teşkil eden başka bir konusu da fiziksel, sosyal, psikolojik ve zihinsel gelişimini olumsuz etkileme durumudur. Uzun süre bilgisayar, telefon, tablet gibi cihazların kullanımı; yemek yeme ve uyku düzeninin bozulmasına yol açar. İnternette geçirilen sürenin artması da yüz yüze iletişimde geçirilen sürenin azalmasına neden olmaktadır. Bu durumun çocukların aile bireyleri ve arkadaşlarıyla olan iletişimini olumsuz etkilediğini de unutmamak gerekir.

Aileler için öneriler:
  • İletişim araçlarının kullanımının kontrol edilmesi, güvenlik açısından filtreleme ve kısıtlama uygulamaları edinilmesi riskleri azaltan faktörlerdendir.
  • Çocuğunuzun, uyku veya günlük düzenini bozacak saatlerde ve sürelerde kullanmamasına dikkat edin.
  • Gerekirse anne babalar, internetin kullanımına dair, kendileri için uygun olanı nasıl seçeceklerine dair kriterleri birlikte oluşturarak, interneti doğru bir şekilde kullanabilirler. Çocuğun psikolojik olgunluk düzeyine uygun olmayan, öğrenmeye ve anlamaya hazır olmadığı her türlü bilgi ve/veya görüntü, çocuğu olumsuz etkiler.
  • İnternet kullanım süreleri dışında çocukların sosyalleşmesi ve kişisel gelişimlerinin desteklenmesi açısından çocuklarınızın oyun oynamaya, kitap okumaya, spor yapmaya ve sanata zaman ayırmasını sağlayınız.
  • İnternet kullanımı çocuğunuzun gündelik yaşamını ciddi düzeyde etkilemeye başladıysa, okuldaki rehber öğretmen ya da ilgili bir uzmana başvurarak durumla nasıl başa çıkabileceğiniz konusunda yardım alınız.

 

KAYNAK:

https://internet.btk.gov.tr/internet-kullaniminda-cocuk-ve-aile-iliskisi

http://www.guncedanismanlik.net/index.php?option=com_content&view=article&id=121:cocuklar-ve-internet-kullanimi&catid=21&Itemid=113&lang=tr

https://www.yedam.org.tr/cocuklarin-internet-kullaniminin-barindirdigi-riskler-ve-ebeveynlere-oneriler

http://acikarsiv.beun.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12628/9386/Yaylac%C4%B1%2C%20Birg%C3%BCl.pdf?sequence=1&isAllowed=y

(https://evokulu.org/internet-kullaniminda-cocuk-ve-aile-iliskisi/)

 

___________________________________________________________________

Anne – Baba Kavgası Çocuğu Nasıl Etkiler?

Her insan ruhsal yönden sağlıklı bir biçimde büyüyebilmek için huzurlu ve güven dolu bir ev ortamında büyümeye muhtaçtır. Her anne baba da muhakkak çocuğunu kavga ve gürültüden uzak huzur ve güven dolu bir ortamda büyütebilmeyi hayal eder. Bazen beklenenin aksine ev içinde çiftler arasında huzursuzluk, kavga ve gürültü oluşabiliyor ve bu durumlardan olumsuz anlamda en çok etkilenenler de maalesef ki çocuklar oluyor. Eğer ebeveynler çocuğu taraf tutma gibi hiç de uygun olmayan bir duruma sokarlarsa tartışmanın olumsuz etkileri daha da büyüyebilmektedir. Anne babanın tartışması çocuk da kaygı, kızgınlık, huzursuzluk, mutsuzluk, öz güven eksikliği ve güvensizlik duygularının yaşanmasına neden olabilir. Çocuğun bu tip tartışmaların ortasında bırakılmaması önemlidir, ancak bu tartışmalar hiç olmuyormuş gibi davranmak da işlevsiz olacaktır, çünkü aile dengesindeki en ufak bir değişiklik çocuk tarafından hissedilir ve temel güven duygusunun sarsılmasına neden olur. Anne baba çocuğun hayatının temelini oluşturur ve bu iki önemli insanın uzlaşmacı olmayan bir şekilde tartışmaları çocuğun gelecek ile ilgili kaygılar yaşamasına neden olabilir, ayrıca taraflardan birine ya da ikisine karşı kızgınlık hissedebilir ve anne babaya karşı hissedilen kızgınlıkla baş etmek çok zordur beraberinde suçluluk duygusunu da getirebilir. Suçluluk duygusunun devamında stres ve anksiyete belirtileri ortaya çıkabilir. Çocuğunuzun sürekli kaygılı olduğunu gözlemleyebilirsiniz. Çocukta bir süre sonra alt ıslatma, tırnak yeme, saldırganlık ortaya çıkabilir. Bu davranışlar ilerleyen yaşlarda panik bozukluk ya da kendine zarar verme davranışına varan ciddi sonuçlar doğurabilir.

Ebeveynler arasındaki çatışmalar nasıl çözülmeli? Çocukları bu durumdan korumak, onların ruhsal yönden sağlıklı bir biçimde gelişmelerine yardımcı olmak için; anne baba arasında oluşan tartışmalar kavga boyutuna ulaşmadan uzlaşmacı bir tavırla iki tarafın da birbirini anlamaya yönelik kararlılığıyla çözülmeye çalışılmalı. Anne babalar olarak aranızda oluşan kavgaların farkında olmadan çocuğunuzu derinden etkileyeceğini ve onun duygusal dünyasında onarılması güç travmalar oluşturacağını bilmeniz gerekiyor. Çocuklar tartışmaya dahil edilmemeli, özellikle de çocukla ilgili sorunlar onun gözü önünde ortaya dökülmemelidir. Anne baba çocuğuna, yetişkinler arasında yaşanan anlaşmazlıkların ona olan sevgilerini etkilemeyeceğini dile getirmeli, çocuğa güven vermelidir. Çocuklara evdeki sorunlar her ne olursa olsun, yeterince ilgi ve sevgi gösterilmelidir. Çiftler aşamadıkları sorunlar için psikolojik yardım almalıdır.

 

 

 

KAYNAK:

https://hthayat.haberturk.com/anne-baba/haber/1035347-anne-baba-kavgasi-cocugu-nasil-etkiler

https://dediopsikoloji.com/anne-ve-baba-kavgasi-cocugu-nasil-etkiler/

http://www.guncedanismanlik.net/index.php?option=com_content&view=article&id=64:bosanmanin-cocuk-uzerindeki-etkileri&catid=21&Itemid=113&lang=tr

(https://evokulu.org/anne-baba-kavgai-cocugu-nasil-etkiler/)

___________________________________________________________________

Çocukluk Travmalarında Anne – Baba Ne Yapmalıdır?

Dünya gündeminde son günlerde yaşamış olduğumuz toplumsal olaylar, insanları çok derinden etkileyebiliyor ve bu durum karşısında çocuklarımız da çok ciddi bir şekilde zorlanabiliyorlar.

Toplumsal olarak yaşamış olduğumuz bu gibi durumlar, aslında psikolojik tahlilde travma yaratan bir durum olarak tanımlanabilir ve hepimizi çok derinden sarsmaktadır. Ayrıca etkilerinin de uzun bir süre devam edebileceği tahmin edilmektedir.

Peki travma nedir?

Travma, hayatın günlük akışı içinde, hiç beklenmeyen bir anda, insanın dayanma gücünü zorlayan ya da aşan bir durum olarak tanımlanabilir. Travmaların oluşmasında, çocuğun olayı kendi yaşamına veya başka birinin yaşamına tehdit olarak algılaması çok önemlidir. Olay ne kadar doğrudan tehdit oluşturuyorsa, etkisi o derece büyük olur. Saldırı, savaş, terör, taciz gibi insan kaynaklı travmalar kadar doğal afetler de tipik birer travma sebebi olabilmektedir. Travmalar uzun döneme yayılabildiği gibi, ani yaşanan olaylar karşısında da gelişebilir. Ani yaşanan bir olayın zamana yayılan etkisi de travmanın bir parçasıdır.

Travmatik durum yaşandığında; Bana ne olacak? Anne babama veya yakınlarıma ne olacak? Durumu ve bununla baş etmede çaresizliğin getirdiği etki sonucu tüm psikolojik yapısının darmadağın olması durumudur. Tabi buna ek olarak çevreden ve televizyonlardan sosyal medyadan gördüğü ve duyduğu haberler de aynı zorlanmayı oluşturacak etkenlerdir.

Travmatize olmuş çocuk ne tür tepkiler/belirtiler gösterebilir?

Zayıf sözel ifade, tekrarlayan düşünceler, konsantrasyon bozuklukları ve dikkat problemleri, asabiyet, saldırganlık, şiddet uygulama, aşırı suskunluk, içe kapanma, kaçınma, suçluluk, utanç, çaresizlik, ümitsizlik, iştahsızlık veya iştah artışı ve sindirim sistemi problemleri, baş, göğüs ağrısı görülebilmektedir.

Yetişkinlerin Çocuğun Travmayı Algılamasındaki Rolü

Çocuğun başından travmatik bir olay geçtiğinde ya da travmatik bir duruma aileyle birlikte maruz kaldığında, çocuğun bu beklenmedik ve acı veren olayı nasıl algılayacağı, nasıl yorumlayacağı ve nasıl bir tepki oluşturacağı, çok büyük ölçüde çevresindeki yetişkinlere, özellikle de anne-babaya bağlıdır.

 

Yaşadığı olay, çocuğun büyük bir ihtimalle ilk kez karşılaştığı bir durumdur ve bu durumla ilgili herhangi bir davranış kalıbı oluşturmamıştır. Bu nedenle çocuğun ilk yapacağı şey, anne ve babasını izlemek olacaktır. Çocuğun davranışlarını olumlu yönde etkileyebilecek etmenleri şu şekilde sıralamak mümkündür:

  • Anne-babanın çocuğun duygularını ve düşüncelerini anlamaya önem vermeleri
  • Anne-babanın çocuğun güven duygusunun devam etmesine önem vermeleri ve kendi çaresizliklerini çocuğa fazla yansıtmamaları, örneğin “Bu konuya bir çözüm düşünüyoruz, en kısa zamanda daha rahat olacağız” gibi
  • Anne-babanın, özellikle doğal afetler sonucu yaşanan durumlara ilişkin mümkün olduğunca net bilgiler vermeleri
  • Anne-babanın konunun üzerine giderek bir an önce çocuğun eski hayatına benzeyen bir hayat kurmaya çalıştıklarına çocuğun inanması
  • Çocuğun o anda artık güvende olduğunun vurgulanması
  • Mümkün olduğunca olumlu ve ileriye yönelik bir bakış açısının oluşturulması

 

KAYNAKÇA:

https://insamer.com/tr/cocuk-ve-travma_1805.html

https://www.ailemicinhersey.com/index.php/2017/10/19/travma-yasayan-cocuklarda-ruh-sagligi/

https://www.kimpsikoloji.com/cocuklarda-travma-travmanin-etkileri-ve-anne-babalara-oneriler/

https://www.dbe.com.tr/tr/yetiskin-ve-aile/8/cocuk-ve-genclerde-travma/

(https://evokulu.org/cocukluk-travmalarinda-anne-baba-ne-yapmalidir/)

___________________________________________________________________

Postpartum Depresyonu mu? Annelik Hüznü mü?

Bir anne oldunuz veya bir anne olduğunuz düşünün. Güzel bir bebeğiniz oldu ve böyle bir zamanda neşeyle dolu olmayı bekliyordunuz. Ama bunun yerine korku, şüphe, üzüntü ve kafa karışıklığıyla bunalmış durumdasınız. Özellikle ilk birkaç ay kendinizi bunalmış hissetmeniz tamamen normal: Ailenize yeni bir üye katıldı, fazla uyuyamıyorsunuz ve üstesinden gelmeniz gereken çok şey var. Eğer duygularınız çok daha farklı gibi geliyorsa, biraz daha şiddetliyse, lohusa depresyonu olabilir. Bu durum bir kusur ya da zayıflık değildir. Doğumun getirdiği bir güçlük olarak değerlendirilebilir.

Postpartum depresyonu ile annelik hüznü birbirine benzer bu yüzden de çok karıştırılabilir. Her ikisi de anne de ağlama hissi, uykusuzluk, gerginlik, konsantrasyon problemleri vb. belirtileri vardır. Fakat annelik hüznünde bu yeni duruma alışırken, postpartum depresyonunda işler daha kötüye gidebiliyor. postpartum depresyonunun belirtilerinde:

  • Annenin, bebeğe olan ilgisinin azalması,
  • Bebeğe karşı olumsuz duygulara sahip olma,
  • Hiçbir şeyden keyif alamama
  • Kendisine vakit ayıramama
  • Ölüm ve intihar düşünceleri

gibi belirtileri vardır.

Ne Yapılmalı?
  • Sağlıklı bir yaşam tarzı oluşturmanız önemli. Günlük rutininize hafif bir egzersiz eklemenizi öneririz. (Örneğin bebeğinizle yürüyüşe çıkmak). Yeterince dinlenmeye ve sağlıklı yemeye çalışın.
  • Arkadaşlarınız ve ailenizden bebek bakımı için yardım almanız dinlenmenizi sağlayacaktır.
  • Akşam uygun saatte yatıp ve gündüzleri uyumamaya çalışmanızı öneririz.
  • Kendinize zaman ayırmanızı öneririz. Bebeğinize bakacak birini ayarlayarak biraz “ben vakti” oluşturabilirsiniz.
  • Her gün duş alabilirsiniz. Bu sizin vücut farkındalığınızı geliştirecek ve sizi yenilenmiş hissettirecektir.
  • Depresif duygularınızı tetikleyen durumların ve olumsuz düşüncelerinizin farkına varmak için odak çalışmaları yapabilirsiniz.

 

KAYNAK:

https://www.prima.com.tr/yenidogan-bebek/ipuclari/yazilar/postpartum-depresyon-belirtileri-nelerdir

https://www.anneruhsagligi.com/tr/icerik/20/dogum-sonrasi-depresyon

https://www.adnancoban.com.tr/dogum-sonrasi-depresyon-postpartum-depresyon

(https://evokulu.org/postpartum-depresyonu-mu-annelik-huznu-mu/)

_____________________________________________________________________

Okulda Ailenin Başarısı Var mı?

Anne-baba olarak çocuklarınızın zamanını verimli değerlendirmesini, etkili bir biçimde ders çalışmasını, ödev ve sorumluluklarını zamanında yerine getirmesini bekleriz. Yapılan araştırmalar başarıda, ailenin okul ve akademik çalışmalara yaklaşımı ve çocuk yetiştirmede benimsediği tutumun son derece önemli olduğunu göstermektedir.

Aile toplumun en küçük sosyal birimidir. Dolayısıyla sağlam ve güçlü bir toplum yapısının oluşması sağlıklı ve güçlü aile yapısına bağlıdır. Sağlıklı ve güçlü aileler de, ancak sağlıklı ve sağlam kişilikli bireylerle kurulabilir. Çocuğun kişilik gelişimi ailede başlar. Çocuğun özellikle okul öncesi dönemde aile içinde geçirdiği yaşantıların ve bu dönemin izlerinin onun yetişkinlik yıllarındaki kişilik özellikleri üzerinde belirleyici rolü olduğu kabul edilmektedir.  Çocukta sağlam bir öz kimlik duygusu, ancak dengeli, samimi, sıcak, saygı gösterilen, güvenilen, sorumluluk verilen bir aile ortamında yetişen çocuklarda mümkün olabilir. Bunun aksine, anne-babanın sürekli tartışmaları, çocuğun ihmal edilmesi, yeterli sevgi ve ilgiyi bulamaması, şiddet ve kötü muamele görmesi, çocuklarda uyumsuzluğun, kişilik bozukluğunun ve tepkisel davranışların ortaya çıkmasına neden olabilir. Ailenin, çocuğun sosyal uyum ve kişilik gelişiminde olduğu kadar, okul başarısı üzerinde de çok büyük rolü olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Öğrencinin hızlı gelişiminin olduğu ve kişilik özelliklerini yerleştirdiği ilk çocukluk evresi başta olmak üzere ilerleyen evrelerde de aile ortamı eğitsel açıdan çok önemlidir.  

Peki çocuğumuzun eğitimine nasıl katkı sağlayabiliriz?

  • Çocuğunuza sevgi ve şefkatle yaklaşınız. Bu durum kendisini güvende hissetmesine ve huzurlu olmasını sağlayacaktır. Bu sayede çocuğunuz başarılı ve mutlu olacaktır.
  • Çocuğunuza hedef belirlemesinde yardımcı olunuz.
  • Okul ve öğretmenlerle iletişim ve iş birliği içerisinde olunuz.
  • Başarılı olan kişilerin, hayat hikayelerini anlatın.
  • Çocuğunuzun okul başarılarını ödüllendirin.
  • Okulun sosyal- sanat faaliyetlerini takip edin ve çocuğunuzun katılmasını sağlayın.
  • Sürekli olarak ‘’ ders çalış!’’ diye uyarılarda bulunmamalısınız.
  • Ders dışında oyun ve eğlencelere de zaman ayırın.

 

 

 

KAYNAKÇA:

https://selcukluram.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/42/01/964696/dosyalar/2017_01/23040423_okulbaarsndababannrol.pdf

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/85817

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/159171

(https://evokulu.org/okulda-ailenin-basarisi-var-mi/)

_________________________________________________________________

Okul Çağındaki Çocuklarda Davranış Sorunlarına ‘‘Dur’’ Demenin 8 Yolu

Üzüntü, herhangi bir duygu gibi, her insanın geçmesi gereken normal bir duygusal aşamadır. İnsanların hayatındaki şiddetli değişimler ve olaylardaki değişiklikler nedeniyle, üzüntü oluşur ve genellikle bir sorun çözülür çözülmez azalır. Ancak, gerektiği gibi dikkat edilmezse, bazen üzüntü depresyona yol açabilir ve bu da daha karmaşık duygusal rahatsızlıklara ve davranış sorunlarına neden olabilir. Tıpkı yetişkinler gibi, çocuklar da -özellikle de anaokuluna gidenler- hayatlarının erken dönemlerinde üzüntü yaşarlar. Çeşitli davranışsal ve sosyolojik faktörler nedeniyle, özellikle ebeveynleri veya akranlarından yeterli zaman, güvence, bakım ve destek verilmeyen küçük çocuklar üzüntü duymaya eğilimli olabilirler. Davranış problemlerinin bilişsel öğrenmeyi etkilediğine inanılmaktadır. Bu, özellikle okul çağındaki çocukların hafızasını ve dilini geliştirmede de bir sorun olabilir. Ebeveynlere ve öğretmenlere, davranış problemlerinden kaçınmak için küçüklere karşı daha dikkatli ve destekleyici olmaları tavsiye edilir. Çocuklarda hem evde hem de okulda davranış problemlerini önlemek için (okul öncesi çocuklara daha fazla dikkat etmenin yanı sıra), ebeveynlerin ve öğretmenlerin kullanabileceği bazı stratejiler şunlardır:

1) Bir çocuğun ne sorduğuna veya talep ettiğine dikkat edin. Çocukların isteklerine özen göstermek, kendilerini daha önemli hissetmelerini sağlayacak ve olaylara olumlu açıdan bakmalarına yardımcı olabilir.

2) Birkaç adım daha ileri giderek çocukların hayata olumlu bakmalarına yardımcı olabilirsiniz. Daha şimdiden, bir çocuğa daha bağımsız ve kendi kendine yeterli olması için rehberlik ederek hayata olumlu bir bakış açısına sahip olmasını öğretebilirsiniz.

3) Bir çocuğa daima sevginiz ve desteğiniz konusunda güvence verin. Her gün veya mümkün olduğunca sık “Seni seviyorum” demek, çocuğun, siz etrafta olmadığınızda hissedebileceği olası üzüntüyle başa çıkmasına yardımcı olabilir. Sevginizin ve desteğinizin güvencesi, onlara daha fazla özgüven de verebilir.

4) Bir çocuğun ne dediğini dinleyin. Bir çocuğun günlük aktiviteleriyle ilgilenmek veya ona belirli şeyler hakkında nasıl hissettiklerini sormak, çocuğun kendisinin önemli olduğunu hissetmesini sağlayacaktır. Bu önemlilik duygusu, bir çocuğun hayatındaki yetişkinlerin onları önemli olarak gördüğünü bilerek kendini güvende hissetmesine yardımcı olabilir.

5) Çocuğun ilgi alanlarını besleyin. Bir çocuğun ilgi alanlarını, hobilerini ve eğilimlerini teşvik etmek ve beslemek, onun kararlarını ve seçimlerini desteklediğinizi hissetmesini sağlayacaktır.

6) Birlikte kaliteli zaman geçirin. Meşgul olmanıza rağmen, bir çocukla kaliteli zaman geçirdiğinizden emin olun, böylece hayatında neler olup bittiği hakkında güncel bilgi sahibi olursunuz. Bu bağlanma zamanı, çocuğun onunla kaliteli zaman geçirmeye istekli insanlar olduğu için hissettiği üzüntüden uzaklaşmasına da yardımcı olabilir.

7) Dikkatli olun. Bir çocuğun ruh halinin sürekli dalgalandığını veya daha önce yapmaktan keyif aldığı bir şeyi yapma dürtüsünü kaybettiğini fark ederseniz, neyin yanlış olduğunu sormanın zamanı gelmiştir.

8) Bir çocuğun davranışını gözlemlemek, onları neyin rahatsız ettiğini belirlemenize ve davranış sorunları geliştirme eğiliminde olup olmadığını izlemenize yardımcı olabilir. Rol model ol. Çocuğa sorunlarla başa çıkmak için olumlu yaklaşımlar göstermek, kendi sorunlarıyla uğraşması gerektiğinde ihtiyaç duyduğu becerileri kazanmasına yardımcı olabilir. Belirli sorunlarla nasıl başa çıktığınızı görürlerse, muhtemelen onu taklit edecek ve kendi başlarına uygulayacaklardır.

Ebeveynler ve öğretmenler, çocuklarda üzüntü ve depresyonu hafifletmeye yardımcı olabilir, bu da daha sonra davranışsal sorunları öğrenmelerini ve bunlardan kaçınmalarını sağlayacaktır. Bir çocuğa onları gerçekten önemsediğinizi göstermek için zaman ayırmak, ömür boyu sürecek bir etkiye sahip olabilir.

KAYNAKCA:

https://childdevelopmentinfo.com/parenting/8-ways-to-prevent-behavior-problems-in-school-age-kids/#gs.4ixz1f

(https://evokulu.org/okul-cagindaki-davranis-sorunlari/)

_____________________________________________________________________

Ebeveynler ve Çocuklar İçin Ev Ödevi Eğlenceli Hale Getirilebilir mi?

Günümüzde giderek daha fazla çocuk, okulun taleplerine ayak uydurmakta zorluk çekebiliyor. Uzmanlar, öğrencilerin, özellikle de gençlerin, yorulmalarının veya sıkılmalarının başlıca nedenlerinden birinin, ödevlerinde nereden yardım alacaklarını bilmeden çok sayıda ödev verilmesi olduğuna işaret etmektedir. Evde, çocuklarına ödevlerde yardım etme sorumluluğunu üstlenen ebeveynlerdir. Yetişkin oldukları için çocuklarından daha fazlasını bilmeleri beklenir. Ancak, ev ödevine yönelik geleneksel teknikler ve stratejiler herkes için işe yaramaz. Bazı çocuklar çabuk sıkılır ve dinlemezler. Diğerlerinin dikkati evin içindeki şeyler tarafından dağılır ve ebeveynlerinin ne dediğine dikkat etmez. Çocuklarını ödevlerini tamamlamaları için motive etmeye yardımcı olmak isteyen ebeveynler, daha yaratıcı olmak için yöntemler bulmalıdır. Çocuklar okul yardımının farklı şekilde verildiğini görürlerse -okulda gördüklerinin dışında- iş birliği yapma olasılıkları daha yüksektir. İşte ebeveynlerin çocuklarına ev ödevlerinde yardım ederken yaratıcı olabilecekleri bazı yollar:

Alışılmışın Dışında Düşünün:

Çocuğunuza belirli bir konu veya ödev üzerinde ders veriyorsanız, sıkılmaması için çeşitli yaklaşımlar kullanmanız en iyisi olacaktır. Tartışmayı onun zevk alacağı şekilde farklı şekilde sunabilirsiniz. Alışılmışın dışında, sadece çocuğunuzun öğrettiğiniz şeye dikkat etmesi için tipik yöntemlerin dışındaki yöntemleri kullanmaya istekli olduğunuz anlamına gelir.

Daha İlgi Çekici Olun:

Çocuklar etkileşimli etkinlikleri sever. Ev ödevi yardımı sağlıyorsanız, çocuğunuzun daha dikkatli olması için konuya yüzde yüz odaklandığınızdan emin olun. Unutmayın, çocuğunuz yaptığınız şeyle gerçekten ilgilenmediğinizi görürse, başka şeyler de düşünecektir. Çocuğunuzun dikkati dağıldığında, herhangi bir bilgiyi özümsemesi veya öğrenmesi daha zor olacaktır.

Daha Fazla Özgürlük Sağlayın:

Ev ödevi oturumu çok katı veya katıysa, çocuklar kolayca strese girerler. Dikkat etmek yerine, seansın bitmesi için endişelenecekler. Bu senaryodan kaçınmak için, çocuklarınızın kendilerini daha rahat hissedebilecekleri bir mekan sağlamaya çalışın. Ayrıca, çocuklarınızın yapmak istediklerini yapabilecekleri on dakikalık molalar verin.

Sahne Kullanın:

Bazı çocuklar “görsel öğrenicilerdir”, yani okuyarak, görselleri veya nesneleri görerek daha hızlı öğrenirler. Görsel öğrenenler bilgiyi görerek anlar ve hatırlar. Çocuğunuzla belirli bir konu hakkında sohbet ederken, mevcut tartışmayla ilişkilendirebileceği materyallerini gösterin. Ev ödevi yardım oturumları sırasında, ebeveynler ilgili her konu için oyuncaklar ve diğer materyaller gibi aksesuarlar kullanabilirler.

 

Kaynakça:

By Monica Foley, M.Ed. / August 7, 2018 / Dad’s Corner, Expert Parenting Articles, Homework Help, Learning, Mom’s Corner, School

 https://childdevelopmentinfo.com/learning/homework-help-4-tips-for-parents-on-how-to-make-homework-fun/#gs.4n81lj | Child Development Institute

(https://evokulu.org/ebeveynler-ve-cocuklar-icin-ev-odevi-eglenceli-hale-gelebilir-mi/)

______________________________________________________________________

Çocuğunuzun Güvenini ve Benlik Saygısını Nasıl İnşa Edersiniz?

Benlik saygısı, sağlıklı çocukların gelişiminde önemli bir rol oynar. Benlik saygısı yüksek olan çocuklar genellikle hayatta daha başarılı olurlar. Ne yazık ki, düşük benlik saygısı olan çocuklar için sonuçlar daha kötü olabilir. Bir ebeveyn olarak, çocuğunuzun özgüveni büyük ölçüde sizin sorumluluğunuzdadır. Çocuğunuzun kendinden emin ve yetkin hissetmesine yardımcı olmak için yapabileceğiniz çok şey var. Benlik saygısı yüksek olan çocuklar, yeni aktiviteler deneme konusunda kendilerine güvenirler ve başarılarından gurur duyarlar. Başarısız olmak asla hoş olmasa da bu çocuklar başarısızlığa karşı koyabilecek duygusal yeteneğe ve aynı zamanda yeniden deneme cesaretini koruyabilirler. Benlik saygısı düşük olan çocuklar, kendilerini eleştirirler ve hata yaparken olumlu olmakta zorlanabilirler. Bu, çocuğun tekrar deneyememesine veya başarılı olmak için bir sonraki fırsatı reddetmesine neden olabilir. Çocuklar hassas olabilir ve oldukça sert olabilen bir akran grubuna sahip olabilirler, bu nedenle bir ebeveyn olarak evde ne yaptığınız çok önemlidir. Çocuğunuzun, diğer çocukların tatsızlıklarından kurtulmak için bir tampon görevi görecek sağlıklı bir benlik saygısı rezervine sahip olması çok önemlidir. Çocuğunuza gelişmek ve mutlu olmak için en iyi şansı verin. Çocuğunuzun kendini iyi hissetmesine yardımcı olmak için aşağıdaki stratejileri kullanın:

  1. Çocuğunuzu koşulsuz sevin. Her çocuk ne yaparsa yapsın -başarılı ya da başarısız- ana-babalarının onları hala sevdiğine ve yanlarında olmaya devam edeceğine inanmalıdır. Sadece belirli bir şekilde davrandıklarında veya belirli bir sonuç elde ettiklerinde sevildiklerini düşündüklerinde, bir çocuğun benlik saygısı üzerindeki etkisini düşünün.
  2. Çocuğunuzun ulaşılabilir hedefler belirlemesine yardımcı olun. Benlik saygısı için başarıdan daha faydalı olan çok az şey vardır. Bu hedefleri oluşturmak için çocuğunuzla birlikte çalışın. Gerçekleştirilmesi çok kolay hedeflerle başlayın. Çocuğunuza başarının tadına varın ve onunla birlikte gelen güveni artırın. Örneğin, küçük bir çocuk için iyi bir hedef, odasını temizlemek olabilir.
  3. Kalıcılığı teşvik edin. Başarı ve sebat el ele gider. Çocuğunuzda ısrarcı olma cesaretini bulun ve onlara nasıl başarılı olunacağını gösteriyorsunuz. Çocuğunuzu zor bir meydan okumayla uğraştığında övün ve pes etmeyin. Çocuğunuza yardım etmenin bir yolu iyi bir örnek olmaktır. Dayanmanın ne demek olduğunu gösterin.
  4. Çocuğunuza seçenekler sunun. Hayatınız üzerinde herhangi bir kontrolünüz olmadığında benlik saygısına sahip olmak zordur. Kendi kendini kontrol etme duygusu sağlamak için çocuğunuza seçenekler verin. Bu, onlara öğle yemeği için iki seçenek sunmak veya o gün hangi ayakkabıyı giyeceklerini seçmelerine izin vermek kadar basit olabilir.
  5. Mükemmellikten vazgeçin. Çocuğunuzu, kimsenin kazanamayacağı bir oyun olan mükemmel olmaya çalışmaktan vazgeçirin. Çocuğunuzun özgüveni, asla mükemmel olamayacaklarını anladığında zarar görecektir.
  6. Çocuğunuzun, onlara iltifat ettiğinizi duymasına izin verin. Bir çocuk, bir ebeveynin onları başka bir yetişkine övdüğünü duyduğunda özgüveninde büyük bir artış olur. Çocuklarınız her zaman sizi izliyor. Bunu kendi avantajın için kullan.
  7. Kendinize iyi bakın. Kendinize iyi bakmanız çocuğunuza sizin önemli olduğunuzu gösterir. Önemli olduklarına ve kendilerine de dikkat etmeleri gerektiğine inanacaklar. Kendilerine nasıl öncelik verileceğini modelleyebilirsiniz. Benlik saygısı yüksek olan bir çocuğun daha mutlu ve kendinden emin olduğuna şüphe yoktur. Çocuklarımız için en iyisini istiyoruz, bu yüzden çocuklarımızı bu yolda yönlendirmeye yardımcı olmak bizim sorumluluğumuzdur. Evde yaptıklarımız, çocuklarımızın geleceği üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Çocuklarınıza kendilerini sevmeyi ve kendilerine inanmayı öğretin, tüm yaşamları boyunca faydalarını göreceklerdir.

 

KAYNAKÇA:

By Monica Foley, M.Ed. / January 27, 2019 / Child Development, Communication, Expert Parenting Articles
 https://childdevelopmentinfo.com/development/how-to-build-your-childs-confidence-and-self-esteem/#gs.4n3mjx | Child Development Institute

(https://evokulu.org/cocugunuzun-guvenini-ve-benlis-saygisini-nasil-insa-edebiliriz/)

_____________________________________________________________________

Çocuklarınızla Boşanma Konusunda Nasıl Konuşulur ve Başa Çıkmalarına Nasıl Yardım Edilir?

Boşanma, başta çocuklar olmak üzere ailenin her üyesini zorlayabilir. Böyle bir durumda pozitif olmak ve bunun gelecekteki mutluluk için en iyi seçim olabileceğini görmek genellikle zordur. Boşanma genellikle çocukları en çok etkiler. Küçük çocuklarsa, neler olduğunu tam olarak anlayamayabilirler. Ancak, hangi yaşta oldukları önemli değil; ister küçük ister genç olsunlar – genellikle ilk içgüdüleri kendilerini suçlamaktır. İyi haber şu ki, çocuğunuzun bu zorlu geçişle başa çıkmasına yardımcı olmak ve boşanmanın bazı acı verici etkilerini azaltmak için çok şey yapabilirsiniz. Eşinizden boşanırken öncelik, çocuklarınıza nasıl, ne zaman ve ne söyleyeceğinizi düşünmektir. Boşanmayı çocuğunuza nasıl açıkladığınız, vereceği tepkinin tonunu belirleyecektir. Çocuklar doğal olarak endişeli ve endişeli olacaklardır. Çocuklarınızla boşanma hakkında konuşmak, bir an önce gerçekleşmelidir. Mümkünse, çocuklarınıza ebeveynleri olarak birlikte söylemek en iyisidir. Aynı sayfada olabilmek için onlara ne söylemek istediğinizi önceden tartışmaya çalışın – bu aynı zamanda çocukların iki farklı olay versiyonunu duymasını da önleyecektir. Evlilik sona eriyor olsa da, çocukların ebeveyn ilişkisinde bir güven duygusu hissetmeleri gerekir. “Uzun zamandır annemle babam anlaşamıyorlar” diyerek başlayabilirsin. Evliliğimizi mutlu etmek için birçok yol denedik ama hala birbirimizden memnun değiliz. Artık birlikte yaşamamaya ve boşanmaya karar verdik.”

 

   Çocukların genellikle birçok sorusu olacaktır. Nerede ve kiminle yaşayacaklarını, her birinizi ne zaman göreceklerini ve nerede okula gideceklerini bilmek isteyebilirler. Cevapları biliyorsanız, bu bilgiyi onlarla paylaşın, aksi takdirde dürüst olun ve çözüldüğünde onlara söyleyeceğinize söz verin. Aşağıdaki ipuçlarını kullanarak çocuğunuzun boşanmayla başa çıkmasına yardımcı olabilirsiniz:  

1. Açık ve cana yakın davranarak açık bir diyalog sürdürün. Çocuklarınızla boşanma hakkında konuşun. Yapabileceğin en kötü şey, ikinizin arasında hiçbir şey olmamış gibi davranmak. Eski eşiniz hakkında bastırılmış duygularınız olsa bile, bu çocuğunuzla ilgili konulardan uzak durmanız gerektiği anlamına gelmez. Çocuklarınızla sık sık tartışmaları tekrar gözden geçirmeye hazır olun. Başlangıçta çok konuşmuş olsanız bile, çocuklarınıza ihtiyaç duyduklarında boşanma hakkında sizinle konuşabileceklerini söyleyin. Bazen çocuklarınıza nasıl başa çıktıklarını sorabilirsiniz. Ara sıra konuşmayı açtığınızda, onlara boşanma hakkında konuşmanın uygun olduğu mesajını verir.

2. Çocuklarınızın öfkesini ve hayal kırıklığını kabul edin. Çocuklarınızın nasıl hissettiğini dinleyin ve bu duygulara sahip olmalarının doğal olduğunu bilin. Çocuğunuzla korkuları hakkında konuşun. Gerekirse çocuklarınızın ağlamasına izin verin. Çocuğunuzun endişelerine her zaman açık bir kulak verdiğinizden emin olun.

3. Hiç kimse kusurlu değildir. Çocuklarınızın boşanmanın onların suçu olmadığını bilmelerini sağlayın. Boşanmanın asıl nedenini bilmeyecekler, bu yüzden kendilerini suçlamaya başvurabilirler. Evliliği düzeltmek için yapabilecekleri bir şey olduğuna inanmaya bile başlayabilirler. Bu duygularla uzlaşmalarına yardımcı olun. Boşanmada birinin suçlu olduğunu düşünseniz bile, çocuklarınızın yanında parmakla göstermekten veya kızgın duygular göstermekten kaçınmanız çok önemlidir. Bu eylemler sadece duygularını geri çekmelerine ve içselleştirmelerine neden olur. Eski eşinize karşı duygularınız ne olursa olsun, çocuklarınızın her iki ebeveynle de olumlu bir ilişki sürdürmelerine izin verin ve değişikliklere uyum sağlama konusunda onlara güvendiğinizi gösterin.

4. Anne ve babanın onları hala çok sevdiğini çocuklarınıza bildirin. Çocuğunuzun hayatındaki tüm değişiklikler olurken, bir şeyin – hepsinden önemli olanın – değişmeyeceğini bilmeleri gerekir. Sevginiz ve desteğiniz konusunda onları rahatlatmak için çocuklarınıza bol bol sevgi vermeyi unutmayın.

5. Kararlılık sağlayın. Yer değiştirme gibi önemli değişiklikler olsa da, mümkün olduğunca çocuklarınızın alışılmış rutinlerini sürdürmeye çalışın. Örneğin, yatma zamanlarını, yemek zamanlarını ve arkadaş edinmeyi tutarlı tutun. Çocuklar rutin bir ortamda kendilerini en güvende hissederler.

6. Değişiklikleri önceden çocuklarınıza bildirin. Ailede önemli kararlar alındığında, çocuklarınızı bu değişikliklere alıştırın. Değişiklik olmadan önce onlara haber verin, böylece kendilerini hazırlamak için biraz zamanları olur. Önemli kararlar verirken onların duygularını da göz önünde bulundurduğunuza ve işlerin düzelmeye başlayacağına dair güvence verin. Kademeli değişim çocuklar için en iyisidir. Hayatlarında yavaş yavaş değişiklikler yapın ve değişiklikler hakkında ne hissettiklerini paylaşmalarına izin verin. Değişikliklere yardımcı olmak için çaba sarf ettikleri için çocuklarınızı övün.

7. Ziyareti açıklayın. Çocuklarınıza ziyaret düzenlemesini açıklayın ve her bir ebeveyni ne zaman görebileceklerini söyleyin. Örneğin, bir ebeveyn bir hafta boyunca çocuklarla vakit geçirmezse, çocuğun bunu bildiğinden ve bununla başa çıkmak için zamanı olduğundan emin olun. Yine, çocuklarınıza ikinizin de onları sevdiğinizi ve her iki ebeveynle de özel ve eğlenceli zamanlar geçireceklerine dair güvence verin. Bol destek gösterin. Çocuğunuzun diğer ebeveynini ziyaret etme ihtiyacını ve ikinizi de sevme arzusunu destekleyin. Onlara sorun olmadığını ve bunu desteklediğini söyle. Daha da iyi başa çıkmalarına yardımcı olacaktır.

8. Özel günler için düzenlemeler yapın. Doğum günleri veya tatiller gibi özel etkinlikler söz konusu olduğunda herkes dikkate alınmalıdır. Medeni olabileceğinizi düşünüyorsanız, bu zamanları eski eşinizle paylaşmaya çalışın. Bu mümkün değilse, zamanı her iki ebeveyn arasında eşit olarak bölün. Sabahı öğleden sonraya veya alternatif tatillere ayırabilirsiniz.

Birkaç Yapılmayacak Şey:

Çocuğunuzdan bir mesaj iletmesini istemeyin. Eski eşinizle bir şey hakkında konuşmanız gerekiyorsa, ona kendiniz söyleyin – arayın, mesaj atın veya e-posta yazın. Çocuğunuzu tampon olarak kullanmak ve onu garip bir duruma sokmak haksızlıktır. Çocuklarınıza asla hangi ebeveyni daha çok önemsediklerini sormayın. Çocuklarınızı asla danışmanınız olarak kullanmayın – ister bir arkadaş ister profesyonel bir terapist olsun, bu ihtiyaçları sizin için karşılayacak bir yetişkin bulun. Daima: Durun ve sözlerinizin çocuklarınızı nasıl etkileyebileceğini düşünün. Çocuklarınız yaşadıklarınızı anlayacak yaşa geldiğinde, ihtiyaçlarını önemsediğiniz ve bu ihtiyaçları bir öncelik haline getirdiğiniz için sizi daha çok takdir edecek ve takdir edeceklerdir. Boşanma kesinlikle hayatınızın beklentilerini boşa çıkarabilir, ancak çocuklarınızı nasıl yetiştirdiğinizi etkilemek zorunda değildir. Onların ihtiyaçlarını da hatırlayın ve ikiniz de bu zorlu süreçte sebat edeceksiniz.

Kaynakca

https://childdevelopmentinfo.com/parenting/how-to-talk-to-your-kids-about-divorce-and-help-them-to-cope/#gs.4ixysk

(https://evokulu.org/cocuklarinizla-bosanma-konusunda-nasil-konusulur/)

_____________________________________________________________________

Çocuğunuzun Daha Bağımsız Olmasına Yardımcı Olmanın 5 Yolu

Çocuklar büyüdükçe onlara daha fazla sorumluluk verilmelidir. Çocuklarınız için temel görevleri yerine getirirken onlara hiçbir iyilik yapmıyorsunuz. Aslında, çocuklar öğrenilmiş çaresizlik geliştirebilirler. Öğrenilmiş çaresizlik, bir çocuğun bağımsız olmadığı ve yaşına uygun görevleri yapamadığı veya yapmayacağı zamandır. Çocuğunuzun güven kazanması ve daha sorumlu olması için bu beş ipucunu izleyin.

  1. Bir Liste Yapın

Çocuğunuzun giyinmesi veya oyuncaklarını kaldırması gibi kendi başına yapması gereken görevlerin bir listesini oluşturun. Yapabileceklerini düşündükleri görevler hakkında onlarla konuşun. Emin değillerse, önünüzde pratik yapmalarını sağlayın. Hazır görünmedikleri görevleri ortadan kaldırın. Unutmayın, çocuklar kendilerinden ne beklendiğini bildiklerinde daha iyi performans gösterirler.

  1. Mükemmellik Beklemeyin

Çocuklar hala motor becerilerini anlamaya çalışıyorlar, bu nedenle kendilerine içecek doldurmak istediklerinde meyve suyu dökmek gibi bazı aksilikler olabilir. Eğer hata yaparlarsa, onları eleştirmemeye çalışın. Bunun yerine, onlara işleri yapmanın doğru yolunu nazikçe gösterin. Herkesin hata yapabileceğini ve kimsenin mükemmel olmadığını açıklayın.

  1. Yeterince Zaman Ayırın

Çocuklar, işleri bitirmek için yetişkinlere kıyasla daha fazla zamana ihtiyaç duyarlar. Onlara stresli olmalarını önlemek için ihtiyaç duydukları zamanı verin. Örneğin, çocuğunuzun sabah kıyafetlerini giymesi on dakika sürüyorsa, günlük rutininize daha erken başlayın. Pratik yaptıkça görevlerinde daha hızlı olacaklardır.

  1. Bir Rutin Geliştirin

Çocukların sorumluluklarını yönetmek için rutine ihtiyaçları vardır. Günlük programları sürekli değişiyorsa, kafaları karışacaktır. Belirli görevleri tamamlamaları gerektiğinde onlara açıklayın. Örneğin, çocuğunuza yatmadan önce oyuncaklarını toplaması gerektiğini söyleyebilirsiniz. Yatma vakti yaklaştığında, çocuğunuza pijamalarını giymeden önce temizlemesi gerektiğini hatırlatın.

        5.Övgü sunun

Çocuklar yaptıkları şeyler için tanınmayı severler. Çocuğunuza kendi başına bir şey yaptığında onu övün, özellikle de daha önce yardıma ihtiyaç duyduğu bir şeyse. Hataları bile övgüye dönüştürebilirsiniz. Örneğin, çocuğunuz gömleğini ters giyerse, kıyafetlerini seçebildiğini ve giyinebildiğini kabul edebilirsiniz. Çocuğunuz hayal kırıklığına uğradığında onu cesaretlendirin.

Çocuklarınızın kendi işlerini yapmasına izin vermek yerine, onun için bir  şeyler yapmak daha kolay ve hızlı görünebilir. Ancak, çocuklara görevleri kendi başlarına yapma fırsatı verdiğinizde, sorumluluk ve başarı duygusu geliştirmeye başlarlar. Yaşlandıkça, problem çözme becerilerini yeni durumlarla kolaylıkla başa çıkmak için kullanabilecekler.

 

Kaynakça:

By Robert Myers, PhD / July 23, 2019 / Activities for Kids, Behavior, Child Development, Child Development Books For Parents, Child Psychology, Communication, Expert Parenting Articles, Family Building, Home, Learning, Well-Balanced Family
 https://childdevelopmentinfo.com/child-activities/5-ways-to-help-your-child-become-more-independent/#gs.4pbhhw | Child Development Institute

(https://evokulu.org/cocugunuzun-daha-bagimsiz-olmasina-yardimci-olmanin-5-yolu/)

______________________________________________________________________

Ebeveynlerin Zorbalık Hakkında Bilmeleri Gereken 5 Şey

Ne yazık ki, bugün gençler, sadece oyun alanlarında veya mahallelerinde değil, giderek artan miktarda zorbalıkla karşı karşıya. Saldırganlık ve şiddet internette ve sınıfta da yaşanıyor. Birçoğu bu tür olayları okuduklarında dehşete düşüyor, ancak bazıları kendi çocuklarının zorbalık salgınına karışmış olabileceğinden veya bundan muzdarip olduğundan habersiz. Okullar, okul bölgeleri ve milletvekilleri krizin farkına vardı ve sorunu ortadan kaldırmak için çaba sarf ediyor. Ancak, her zaman olduğu gibi, sürece evde başlaması gereken ebeveynlerdir.

1.Bir aile olarak birlikte akşam yemeği yemek kadar sıradan bir şey, bir çocuğun hayatında büyük bir fark yaratabilir.

Pediatrics dergisinde yapılan birkaç araştırma, televizyon veya teknoloji olmadan basit bir yemek yeme eyleminin, rastgele cinsel ilişki, uyuşturucu kullanımı, okul zorlukları ve evet, şiddet risklerini azaltabileceğini göstermiştir. Ebeveynler çocuklarından biraz geri adım atabilirler, ancak bu, üzerinde dalga yaratmaya değer bir alışkanlıktır. Medya, çevrimiçi zorbalığa maruz kalan gençlerin trajik hikayelerini bildiriyor. Bu ergenlerden bazıları yaşadıkları incinme ve aşağılanma nedeniyle kendi yaşamlarına son verdiler. Bu nedenle, birçok çocuk psikiyatristi, ebeveynlerin çocuklarının çevrimiçi gelip gitmelerini izlemesini tavsiye etti. Evet, anneler ve babalar nesillerinden biraz geri konuşma alabilir ve kuşkusuz bazı dramalar olacaktır, ancak ebeveynler gençlerinin internetteki varlığını ne pahasına olursa olsun takip etmelidir.

  1. Medya, çevrimiçi zorbalığa maruz kalan gençlerin trajik hikayelerini bildiriyor.

Bu ergenlerden bazıları yaşadıkları incinme ve aşağılanma nedeniyle kendi yaşamlarına son verdiler. Bu nedenle, birçok çocuk psikiyatristi, ebeveynlerin çocuklarının çevrimiçi gelip gitmelerini izlemesini tavsiye etti. Evet, anneler ve babalar nesillerinden biraz geri konuşma alabilir ve kuşkusuz bazı dramalar olacaktır, ancak ebeveynler gençlerinin internetteki varlığını ne pahasına olursa olsun takip etmelidir.

3)Ebeveynlerin, çocuklarının öğretmenleri ve yöneticileriyle ilişkilerini kurmaları ve geliştirmeleri her zaman önemlidir.

Gençlerinin okullarıyla yakın bağlar kurmak, fikirlerini ifade etmelerini, politikalar ve düzenlemeler hakkında sorular sormalarını ve herhangi bir sebep varsa olayları bildirmelerini kolaylaştırır. Zorbalık beklendiğinde ilk muhatap alınacak kişi sınıf öğretmenidir. Bir veli bu etkileşimin sonuçlarını görmüyorsa, okul yöneticilerine danışılmalıdır.

4.Ebeveynler ve çocukları arasında yüz yüze bir konuşma son derece önemlidir.

Gençlere, herhangi bir şiddetten kaçınacak şekilde zorbalıkla nasıl yüzleşecekleri konusunda fikirler verilmelidir. Ebeveynler çocuklarına barışçıl yollarla bir durumu nasıl hafifletecekleri konusunda talimat verdiğinde, doğru davranışı modelliyor ve muhtemelen ciddi bir sonucu önlemiş oluyorlar.

5.Ebeveynler evde zorbalık karşıtı davranışları modelleyebilir.

Genç bir kişi, anlaşmazlıkların sevecen ve sakin bir şekilde çözüldüğünü görürse, muhtemelen bu davranışı kendisi de taklit edecektir. Anne ve babaların yüksek sesle tartışmaktan, birbirleriyle alay etmekten veya başka biri hakkında olumsuz konuşmaktan kaçınmak için çaba göstermeleri gerekir. Stephen Sondheim’ın yazdığı gibi, “Söylediğiniz şeylere dikkat edin, çocuklar sizi dinler. Yaptığın şeylere dikkat et, çocuklar görecek ve öğrenecek.”

 

KAYNAKÇA:

By Parenting Today Staff / February 17, 2017 / Bullying

https://childdevelopmentinfo.com/bullying/5-things-parents-need-to-know-about-bullying/#gs.4pbrgr | Child Development Institute

(https://evokulu.org/ebeveynlerin-zorbalik-hakkinda-bilmeleri-gereken-5-sey/)

_____________________________________________________________________